Bilgi Üniversitesi Kapısına Kilit Vuruldu: Santral İstanbul Kampüsü'nde Öğrenciler Ayakta!
Türkiye’nin yükseköğretim ve akademik dünyası, dün gece Resmi Gazete’de yayımlanan şok edici bir karar ile sarsıldı. Yıllardır binlerce öğrenciye ev sahipliği yapan, köklü akademik kadrosu ve tarihi Santral İstanbul Kampüsü ile tanınan Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izni resmen iptal edildi. Bu ani karar, sadece eğitim camiasında değil, tüm ülkede büyük bir yankı uyandırdı. Üniversitenin kapısına kilit vurulmasıyla birlikte, karara tepki gösteren öğrenciler ve akademisyenler Santral İstanbul Kampüsü önünde geniş çaplı protesto eylemleri başlattı. Peki, bu noktaya nasıl gelindi ve öğrencilerin geleceği ne olacak? İşte tüm detaylar.
Eylül 2025: Can Holding Operasyonu ve TMSF Süreci
Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasına giden sürecin temelleri, aslında geçtiğimiz yılın sonbaharında atılmıştı. Eylül 2025 tarihinde, İstanbul Küçükçekmece Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı bir soruşturma kapsamında Can Holding’e yönelik büyük bir operasyon düzenlenmişti. Bu hukuki sürecin ardından, holding bünyesinde faaliyet gösteren tam 121 şirketin yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyım atanmasına karar verilmişti.
Kamuoyunun yakından takip ettiği bu operasyonun eğitim dünyasına uzanan ucu ise son derece kritikti. TMSF'nin el koyduğu ve kayyım atadığı bu şirketler arasında, Bilgi Üniversitesi'nin kurucu ve yönetici vakfı konumundaki Doğa Bilgi Okulları İşletmeciliği de bulunuyordu. Aylardır süren hukuki belirsizlikler, finansal incelemeler ve yönetimsel krizler, ne yazık ki üniversitenin akademik özerkliğini ve idari yapısını derinden etkileyecek bir noktaya ulaştı.
Resmi Gazete Kararı: Faaliyet İzni İptal Edildi
Aylardır süren gergin bekleyiş, dün gece saatlerinde yayımlanan Resmi Gazete kararıyla nihayete erdi. Alınan idari ve hukuki kararlar doğrultusunda, Doğa Bilgi Okulları İşletmeciliği'nin yönetimindeki Bilgi Üniversitesi'nin eğitim-öğretim faaliyet izni tamamen iptal edildi. Bu karar, hukuki olarak okulun fiilen kapatıldığı ve kapısına kilit vurulduğu anlamına geliyor. Gece yarısı gelen bu haber, vizeler, finaller ve mezuniyet hayalleri kuran binlerce öğrenci için tam anlamıyla bir yıkım oldu.
Santral İstanbul’da Gergin Bekleyiş ve Protestolar
Kararın duyulmasının hemen ardından, sabahın erken saatlerinden itibaren öğrenciler, akademisyenler ve üniversite çalışanları tarihi Santral İstanbul Kampüsü önünde toplanmaya başladı. Eğitim haklarının ellerinden alınmasını ve akademik kurumların ticari/hukuki soruşturmaların kurbanı olmasını kabullenemeyen kalabalık, kararı protesto etmek için büyük bir dayanışma örneği sergiledi.
Ancak protesto hazırlıkları sürerken, emniyet güçlerinin kampüs çevresinde aldığı olağanüstü güvenlik önlemleri dikkat çekti. Eylemler henüz başlamadan önce Santral İstanbul Kampüsü'nün ana giriş kapılarına ve çevresine çok sayıda çevik kuvvet ekibi ve TOMA (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) sevk edildi. Güvenlik güçlerinin yoğun ablukası altında bir araya gelen öğrenciler, akademik özgürlük ve eğitim hakkı taleplerini yüksek sesle dile getirdi.
"Kurtuluş Yok Tek Başına..."
Kampüs girişinde toplanan kalabalık, ellerinde pankartlar ve dövizlerle rektörlük binasına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında öğrencilerin ve onlara destek veren akademisyenlerin ağzından tek bir ortak slogan yükseldi: “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!”
Bu slogan, sadece kapatılan bir okulun öğrencilerin feryadı değil; aynı zamanda yükseköğretim sistemindeki ticari yapılaşmanın ve güvencesizliğin yarattığı ortak mağduriyete karşı bir isyan niteliği taşıyordu. Gözyaşları, öfke ve çaresizliğin birbirine karıştığı eylemde, öğrenciler acil bir çözüm bulunması ve mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililere çağrıda bulundu.
Öğrencilerin Geleceği Ne Olacak?
Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasının ardından akıllardaki en büyük soru işareti, mevcut öğrencilerin eğitim hayatlarına nasıl devam edeceği yönünde. Türkiye'deki Yükseköğretim Kanunu ve mevzuatlarına göre, faaliyet izni iptal edilen veya kapatılan vakıf üniversitelerinin öğrencileri, genellikle o üniversitenin "Garantör Üniversitesi" konumundaki devlet üniversitesine aktarılır veya YÖK (Yükseköğretim Kurulu) tarafından merkezi bir yerleştirmeyle puanlarına uygun diğer eğitim kurumlarına transfer edilir. Ancak bu geçiş sürecinin nasıl işleyeceği, diplomaların geçerliliği, bursluluk durumları ve akademik denklikler konusunda henüz net bir açıklama yapılmış değil.
Sürece dair resmi açıklamaları takip etmek, mevzuat hakkında bilgi almak ve güncel gelişmeleri öğrenmek için [suspicious link removed]'ni ve [YÖK (Yükseköğretim Kurulu) Resmi Portalı](https://www.yok.gov.tr/)'nı düzenli olarak ziyaret edebilirsiniz. Gelişmeler oldukça kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz.

Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapın. Giriş
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.