7200 Prim Günü Esnafın En Büyük Beklentisi
Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan, mahalle kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olan esnaf ve sanatkârlar, yıllardır sosyal güvenlik sistemindeki adaletsizliklerin giderilmesini bekliyor. Sabahın erken saatlerinde kepenk açıp, gecenin ilerleyen saatlerine kadar alın teri döken esnafın en büyük hayali, şüphesiz ki huzurlu bir emeklilik dönemidir. Ancak mevcut sistemde yer alan ve esnafın omuzlarına ağır bir yük bindiren 9 bin prim günü şartı, bu hayale ulaşmayı giderek zorlaştırıyor.
Günümüzde, tüm ekonomik dalgalanmalara, piyasa şartlarına ve artan maliyetlere göğüs geren küçük işletme sahipleri için emeklilik, adeta bir "Kafdağı" masalına dönüşmüş durumda.
Milyonlarca vatandaşın gözü kulağı Ankara'dan gelecek müjdeli bir haberdeyken, esnafın en üst düzeydeki temsilcisinden gelen son açıklamalar, konunun ciddiyetini ve aciliyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Artık sadece bir talep olmaktan çıkan ve bir hayatta kalma mücadelesine dönüşen 7200 prim günü esnafın en büyük beklentisi haline gelmiştir.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken'in Açıklamaları
Esnafın sesi olarak bilinen ve onların sorunlarını her platformda dile getiren Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, milyonlarca esnafın yıllardır çözüm beklediği Bağ-Kur prim gün sayısı konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Palandöken'in vurguladığı temel nokta, mevcut Sosyal Güvenlik mevzuatının esnaf aleyhine işleyen yapısıdır.
Palandöken, yaptığı değerlendirmelerde Bağ-Kurlular için uygulanan 9 bin prim günü şartının büyük bir mağduriyet oluşturduğunu belirterek, 7200 prim günü düzenlemesinin artık vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bir SSK'lı çalışan (4A) ile Bağ-Kur'lu (4B) esnaf arasındaki bu devasa uçurum, anayasanın eşitlik ilkesiyle de çelişen bir tablo yaratmaktadır. Bir tarafta 7200 gün (20 yıl) prim ödeyerek emekliliğe hak kazanan işçi kesimi varken, diğer tarafta kendi işini kuran, istihdam yaratan ve devlete vergi ödeyen esnafın 9000 gün (25 yıl) prim ödemeye mahkûm edilmesi, izahı zor bir çifte standart oluşturmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu Çatısı Altında Norm Birliği İhtiyacı
Türkiye'de 2008 yılında gerçekleştirilen büyük sosyal güvenlik reformu ile çok önemli bir adım atılmıştı. Bu reform kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur sistemleri birleştirildi. Bu birleşmenin temel felsefesi; statüsü ne olursa olsun tüm vatandaşların eşit haklara, eşit hizmetlere ve adil bir emeklilik sistemine kavuşmasını sağlamaktı. Kurumların tek bir isim ve logo altında toplanması idari anlamda bir başarı olsa da, Palandöken'in de hatırlattığı gibi, norm birliği tam anlamıyla sağlanamadı.
Aynı çatı altında hizmet verilmesine rağmen emeklilik şartlarında ciddi farklılıkların sürdüğünü vurgulayan Palandöken, bu durumun sürdürülemez olduğuna dikkat çekmektedir. Norm birliği, vatandaşların hangi kurumdan emekli olurlarsa olsunlar, ödedikleri prim ve hizmet yılları baz alındığında adaletsizliğe uğramamaları demektir. Ancak bugün gelinen noktada bir memur, bir işçi ve bir esnafın emeklilik hesaplamaları, yaş beklemeleri ve prim gün sayıları arasında dağlar kadar fark bulunmaktadır. Esnafın devlete yük olmadığı, aksine devlete yük aldığı bir düzende, bu norm birliğinin esnaf lehine eşitlenmesi en doğal haktır.
Esnafın Ağır Prim Yükü ve 9 Bin Gün Mağduriyeti
Özellikle esnafın ağır prim yükü altında ezildiğini dile getiren TESK Başkanı, küçük işletmelerin karşı karşıya kaldığı finansal krizlere dikkat çekiyor. Bir bakkalın, terzinin, berberin veya küçük bir atölye sahibinin aylık Bağ-Kur primlerini düzenli olarak ödemesi, günümüz ekonomik koşullarında büyük bir başarıdır. Kira, elektrik, su, vergi, stopaj ve yanlarında çalıştırdıkları işçilerin maliyetleri derken, esnaf çoğu zaman kendi primini ödeyemez duruma gelmektedir.
Bu zorlu döngü içinde:
Prim Borçları Birikiyor: Düzenli ödeme yapamayan esnaf, sağlık hizmetlerinden faydalanmakta zorlanıyor ve borç sarmalına giriyor.
Emeklilik Yaşı Uzuyor: 9000 günü doldurmak için 25 yıl boyunca kesintisiz prim ödemek gerekiyor. Bu süreçte yaşanan iflaslar veya iş kapatmalar, esnafın emeklilik hayalini on yıllarca ertelemesine neden oluyor.
Eşitsizlik Hissi Büyüyor: Yanında çalıştırdığı işçisi 7200 günle emekli olurken, işverenin (esnafın) 9000 gün prim yatırmak zorunda kalması, çalışma barışını ve motivasyonu zedeliyor.
Çözüm Odaklı Yaklaşım: 7200 Gün Düzenlemesi Neden Şart?
7200 Prim Günü Esnafın En Büyük Beklentisi başlığı altında toplanan bu devasa talep, aslında sadece bir "gün indirimi" talebi değil, bir sosyal adalet arayışıdır. Bağ-Kur prim gün sayısının SSK ile eşitlenerek 7200'e (20 tam yıl) düşürülmesi, ekonomiye ve toplumsal yapıya çok yönlü katkılar sağlayacaktır:
Kayıt Dışı Ekonomi Azalır: Prim gün sayısının ödenebilir ve ulaşılabilir bir seviyeye çekilmesi, esnafı kayıt içinde kalmaya ve primlerini düzenli ödemeye teşvik edecektir.
Devletin Prim Tahsilatı Artar: Ulaşılmaz görünen 9000 gün hedefi esnafı umutsuzluğa sürükleyip prim ödemekten vazgeçirirken, 7200 gün hedefi motivasyonu artıracak ve SGK'nın tahsilat oranlarını yükseltecektir.
Kuşak Değişimi Hızlanır: Emekliliğe hak kazanan yaşlı esnaflar dükkanlarını genç girişimcilere devredecek, böylece piyasaya yeni ve dinamik bir kan akışı sağlanacaktır.
Bendevi Palandöken'in altını çizdiği bu hayati mesele, milyonlarca aileyi doğrudan ilgilendiren milli bir meseledir. Gecesi gündüzü birbirine karışan, bayramı seyranı olmadan dükkânının başında bekleyen esnafın sesine kulak verilmesi, Türkiye'nin ekonomik dinamiklerini de olumlu yönde etkileyecektir. Hükümetin ve yasa yapıcıların, torba yasa veya yeni bir sosyal güvenlik reformu ile "7200 Prim Günü" müjdesini esnafa vermesi, yıllardır süregelen bir mağduriyeti bitirecek ve Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altındaki gerçek "norm birliğini" nihayet tesis edecektir.

Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapın. Giriş
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.